Kanserle ilişkili ağrı; tümörün kendisinden, çevre dokulara baskı yapmasından, sinir hasarından veya cerrahi, kemoterapi, radyoterapi gibi tedavi yöntemlerinden kaynaklanabilir. Ağrının şiddeti ve niteliği kişiden kişiye büyük farklılık gösterebilir; keskin, künt, yanıcı veya batıcı gibi farklı biçimlerde hissedilebilir ve sürekli ya da aralıklı olabilir. Günümüz tıbbında kanser ağrısının büyük çoğunluğu etkili biçimde kontrol altına alınabilmektedir; bu nedenle hastaların ağrıya "kanserin doğal bir parçası" olarak katlanması gerektiği düşüncesi doğru değildir. Ağrı yönetiminde basit ağrı kesicilerden, daha güçlü opioid grubu ilaçlara, sinir bloklarından radyoterapiye kadar birçok yöntem, ağrının kaynağına ve şiddetine göre kademeli olarak uygulanabilir.
Ağrı yönetiminde en önemli unsurlardan biri, hastanın yaşadığı ağrıyı ayrıntılı ve dürüst biçimde tedavi ekibiyle paylaşmasıdır; ağrının ne zaman başladığı, nerede hissedildiği, şiddeti (örneğin 1-10 arası bir skala ile), günün hangi saatlerinde arttığı ve neyin rahatlattığı gibi bilgiler doğru tedavi planının oluşturulmasına yardımcı olur. Opioid ilaçlar konusunda bazı hastalarda bağımlılık korkusu nedeniyle çekince oluşabilir; ancak doktor kontrolünde ve kanser ağrısı için uygun şekilde kullanıldığında bu ilaçlar güvenli ve etkilidir. İlaç tedavisinin yanında fizik tedavi, gevşeme teknikleri, sıcak-soğuk uygulama gibi destekleyici yöntemler de ağrı kontrolüne katkı sağlayabilir. Ağrı kontrol altına alınamıyorsa veya yeni bir ağrı ortaya çıkıyorsa, bunun vakit kaybetmeden bildirilmesi hem yaşam kalitesinin korunması hem de altta yatabilecek yeni bir sorunun erken fark edilmesi açısından önemlidir.